Buradasınız : Anasayfa > İcra İflas Davaları > Delil Olarak Karşı Tarafın Ticari Defterlerine Dayanma

Delil Olarak Karşı Tarafın Ticari Defterlerine Dayanma

Delil Olarak Karşı Tarafın Ticari Defterlerine Dayanma

       T.C.
YARGITAY
15. Hukuk Dairesi

Esas: 2004/4125
Karar: 2004/4149
Tarih: 14.09.2004

KARAR METNİ:
Hükmün temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği, konuşulup düşünüldü:

Dava, İcra ve İflas Kanunu`nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vaki itirazlarının iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının müvekkili davacıdan almış olduğu mallar ve verilmiş olan servis hizmetleri sonucunda 748.000.000.- TL borçlu olduğunu ileri sürerek, davalı hakkında işlemiş temerrüt faizi de dahil toplam (1.290.432.000).-TL alacağın ödetilmesi istemiyle ve adi takip yoluyla icra takibinde bulunmuş ve takip borçlusu davalının kanuni süresi içerisindeki itirazı sonucu takip durmuştur (İİK. md. 62, 66). Davacı ise takip konusu (748.000.000).-TL tutarındaki asıl alacağa yönelik borçlu davalı itirazının iptali istemiyle hakdüşürücü nitelikteki süresi içerisinde bu itirazın iptali davasını açmıştır.

Davanın tarafları tacirdir (TTK. md. 18). Ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterler, Türk Ticaret Kanunu`nun 82 ve izleyen maddelerinde gösterilen şartlar kapsamında kanuni delil olarak kabul edilir. Kural olarak, mahkemece davanın taraflarının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerekir. Ancak, TTK.nun 83/2 ve 86. maddelerinde ön görülen koşulların oluşması durumunda tek taraflı ticari defter incelemesi yapılabilir ve delil sayılabilir. TTK.nun 83/2. maddesine göre, taraflardan biri hasmının ticari defterleri kapsamını kabul edeceğini ve yalnızca hasmının ticari defterlerine delil olarak dayandığını beyan ederek delillerini mahkeme huzurunda bu biçimde sınırladığını bildirip HUMK.nun 151/son hükmüne göre de bu açıklamasını imzası ile onayladığı takdirde yalnızca karşı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılabilir ve bu defterlerdeki kayıtlar tarafların leh ve aleyhlerine delil sayılabilir.

Somut olayda da; davacı vekili mahkemeye sunduğu 06.06.2002 tarihli dilekçesinde tek delil olarak davalının ticari defterlerine dayandığını bildirdiği gibi, 02.05.2003 tarihli oturumda da aynı nitelikteki açıklamasını imzası ile onaylamıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da; mahkemece sonuçları açıklamak ve davalıya ilgili ticari defterlerine davacının münhasır delil olarak dayandığı da bildirilmek suretiyle ticari defterlerini mahkemeye sunması için uygun süre de verilerek yazı gönderilip tebliğ olunması; sunulduğunda bilirkişi aracılığıyla defterler üzerinde inceleme yapılması ve defter kayıtlarına göre sonuca varılması; aksi durumda ise davacıya iddiasının doğruluğu hakkında bir yemin verilerek eda edilmesi halinde iddiasının doğru ve sabit olduğunun kabulü ile hüküm verilmesi gerekirken, davacının davasını kanıtlamadığı gerekçesiyle ve noksan soruşturma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14.09.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.