Buradasınız : Anasayfa > İş Davaları > Kısmi olarak Ödenen Kıdem Tazminatı Tutarının Bk Md. 100 Gereğince Öncelikle Faiz Ve Giderlere Mahsup Edilmesi

Kısmi olarak Ödenen Kıdem Tazminatı Tutarının Bk Md. 100 Gereğince Öncelikle Faiz Ve Giderlere Mahsup Edilmesi

Kıdem tazminatı alacağı, akdin fesih tarihinden itibaren muaccel olur ve bu alacağa fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi işletilir. Yargıtayın yerleşik uygulaması da bu yöndedir.

 

'İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir. 1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer.' (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E: 2009/36097 K: 2012/1761 T: 25.1.2012)

 

'Bu durumda kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olmalıdır.' (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E: 2013/6086 K: 2014/478 T: 04.03.2014) 

 

Kısmi olarak yapılan kıdem tazminatı ödemeleri BK m.100 (eBK m.84) gereğince öncelikle faiz ve giderlere mahsup edilmeli kalanı anaparadan düşülmelidir.

 

'İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi Borçlar Kanunu`nun 100. maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.' (Yargıtay  22.  Hukuk  Dairesi  E: 2016/15556  K: 2019/13457  T: 19.06.2019) 

 

eBK m.84’e dayalı  kısmi ifa kavramını,  TBK m.100/I düzleminde de aynen ele alan öğretide hakim bakış açısına göre; alacaklı borçlunun belli ve muaccel borcu için yapmış olduğu “kısmi ifa” talebini reddedebilecekken borçlunun menfaatine olacak şekilde reddetmemişse; alacaklı, bu kabulünden dolayı, yapılan kısmi ifanın faiz ve giderler yerine ana borçtan mahsup edilmesi yoluyla ayrıca bir zarara uğramamalıdır. Yargıtay` ın yukarıda ve aşağıda alıntılanan içtihatlarına yansıyan bakış açısı da budur. 

 

“…Borçlu bankanın takipten önce 23.3.1987 tarihli yazısında açıkladığı biçimde, 26.3.1987`de yatırdığı 3.612.150 TL. “kısmi ödeme” niteliğinde olup olmadığı noktası üzerinde önemle durulmalıdır. Kısmi ödeme olduğu sonucuna varılır ise, BK`nun 68. maddesine göre, alacaklı kısmi ödemeyi kabule zorlanamaz. Olaydaki gibi reddedilmemesi nedeni ile, BK`nun 84. Maddesi devreye girmiştir. Kısmi tediyenin alacaklı lehine sonuç verecek şekilde mahsubu gerekir. Anılan maddenin birinci fıkrasına nazaran, kısmi ödeme evvela faiz ve giderlere mahsup edilir, borcun bu eklentilerinin ödenmesine yeterli olursa, asıl alacağın mahsup işlemine sıra gelir..” (Yargıtay  12.  Hukuk  Dairesi  E: 1988/8525  K: 1989/3949   T: 21.3.1989) 

 

   

Demirbaş Hukuk Bürosu - Avukat Hüseyin Demirbaş - Stj. Av. Kadir Kağan Demirbaş  Bursa - 25 Mart 2021