Buradasınız : Anasayfa > Tazminat Davaları > İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu

İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu

İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu    İŞLETENİN TARAFİK KAZASINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU

 

Trafik kazalarından doğan tazminat davaları, tazminat ve sorumluluk hukukumuzda önemli yer tutan davalardandır. Bu davalarda kusurlu olanların yanında, araç işleteninde kusursuz sorumluluğu söz konudur. Bir başka deyişle araç işleteni, kazanın meydana gelmesinde bir kusuru olmasa da bu sıfatından dolayı zarar görenlere karşı sorumludur.

 

İŞLETEN KAVRAMI :

İşleten kavramı “araç maliki’ nden daha geniş bir statüyü ifade etmektedir. Karayolları Trafik Kanununun 3. maddesinde “işleten” şu şekilde tarif edilmiştir.

 

Madde 3:  “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehini gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.”

 

Buna göre,

{C}i)                   {C}araç sahibi,

{C}ii)                {C}mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kişi

{C}iii)              {C}veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehini gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi

{C}iv)              {C} aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu kanıtlanan kişi,

 

İşleten sayılmaktadır.

 

    Gerçek İşleten Kavramı:

  Gerçek işleten, araç sahibi olan ve aracın trafik kaydında malik olarak görülen kişidir. Uygulamada genellikle aracın işleteni ile aracın sahibi aynı kişidir. KTK 85. maddesine göre aracın işletenini tespit etmek için öncelikle aracın trafik kaydına bakılır. Genel olarak trafik sicilinde araç sahibi olarak görünen kişi işletendir. Bu husus yasal karinedir. Ancak kayıtta araç sahibi olarak görünen kişi, aracının noterde satmamış olsa dahi, adi satışla satın alan aracı fiili ve ekonomik hâkimiyeti altında bulunduruyor ise örneğin aracı karayollarına, trafiğe çıkarma kararını veriyorsa, aracın vergilerini ve sigorta primlerini ödüyorsa bu kişi aracı noter satışıyla satın almamasına rağmen aracın işleteni sayılmaktadır. Bu nedenle zarar gören kişi aracın tescil kaydında görünen kişiye değil de başkasına ait olduğunu her türlü delille ispat edebilir. 

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E.2008/10-273, K:2008/275 sayılı, 26.03.2008 tarihli kararında “..Şekli ölçüye göre işleten, satışa esas olan tescil belgesinde (m.19) aracın fenni muayene ve trafiğe çıkmasının temelini oluşturan trafik belgesinde (m.21), sigorta poliçesi ile (m.91) vergi kaydında adı yazılı kişidir.

 

Maddi ölçüde ise araçtan ekonomik olarak yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliği ölçü alır. 2918 sayılı Yasa bu temel olgu üzerine oturtulmuştur. Hukuk Genel Kurulu`nun 24.3.2004 gün, 2004/10-165 E. 2004/171 K. Sayılı ilamında da bu ilkeler benimsenmiştir.

 

Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında davacı Kurum sigortalısı Alaattin Özgürdal, sigortalı aracı, araç sahibi davalıdan emaneten almış, %119 promil alkollü olarak kullanırken kaza meydana gelmiş ve hayatını kaybetmiştir. Dosyadaki bilirkişi raporlarına göre ölen sigortalı 8/8 oranında (tam) kusurludur. Davalı araç malikinin yukarıda açıklandığı üzere, işleten sıfatını taşımadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, araç sahibi kazadan kısa bir süre önce aracının bakımını yaptırmış ve aracını trafiğe iyi bir şekilde çıkacak duruma getirmiştir. Bu nedenlerle de araç sahibine atfı kabil bir kusur izafe edilemez.” Denmek suretiyle işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerindeki eylemli egemenliğe (fiili hakimiyet) bakılması gerektiği vurgulanmıştır. 

 

Farazi İşleten Kavram:


Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunanlar,

{C}-          {C}Yarış düzenleyiciler,

{C}-          {C}Motorlu aracı çalan veya gasp edenler,

İse farazi işleten olarak kabul edilmektedirler

 

Bir kazanın trafik kazası olarak kabul edilebilmesi için

i) Kazayı meydana getiren araç motorlu araç olmalıdır.

ii) Motorlu araç kazası karayolunda olmalıdır. 

iii)Hemzemin geçitlerde meydana gelen trafik kazalarında da 2918 sayılı KTK hükümleri uygulanmaktadır.

 

 

İŞLETENİN SORUMLULUĞU

 

Karayolları Trafik Kanunu Md. 85/1 .” bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne ya da yaralanmasına sebep olursa bu zarardan motorlu araç işleteni sorumludur.” Hükmünü içermektedir. Buna göre, zarara; motorlu aracın işletilmesinin sebep olması halinde, aracı işleten ve aracın işleteninin bağlı olduğu teşebbüs sahibi hakkında kusursuz sorumluluk ilkelerini öngörmüştür. Bu durumda işleten hiç kusuru bulunmasa bile doğan zarardan sorumlu tutulabilecektir

 

Öte yandan KTK Md. 86. da işletene bir kurtuluş beyyinesi getirme ve kanıtlama imkanı tanınmıştır. Buna göre maddede yazılı hususları kanıtlayan işletenin sorumluluğunun azaltılması veya büsbütün kaldırılması mümkün olabilecektir. Anılan

 

Madde metni şöyledir

MADDE 86-  İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

     Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.

 

İşletenin Sorumlu Tutulabilmesi Şartları

 a - Ortada bir zarar olmalıdır. Zarar, motorlu aracın ya da araçta bulunan yolcunun ya da araç

dışındaki bir kişinin malının zarara uğramasıdır. Kişilerin cismani zararları da bu kapsamdadır. 
b - Zarar Motorlu araç tarafından verilmelidir. 
c - Zarar Motorlu aracın işletilmesi neden olmalıdır. Yani aracın trafiğe çıkarılmış olması ve kullanılması sırasında zararın meydana gelmesi gerekmektedir. 
d - Zararın meydana gelmesi ile aracın işletilmesi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

e - İşletenin kurtuluş beyyinesi getirmemiş ve kanıtlayamamış olması