Buradasınız : Anasayfa > Marka Patent Tasarım Davaları > Markanın Hükümsüzlüğü Davası Hükümsüzlük Sebepleri Kötü Niyetli Tesçil

Markanın Hükümsüzlüğü Davası Hükümsüzlük Sebepleri Kötü Niyetli Tesçil

Markanın Hükümsüzlüğü Davası Hükümsüzlük Sebepleri Kötü Niyetli Tesçil

       T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2008/11-501
Karar: 2008/507
Tarih: 16.07.2008

KARAR METNİ:
YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki 'markaya tecavüzün tesbiti-men`i ve hükümsüzlüğü' davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.12.2005 tarih ve 23-303 s. kararın tetkiki davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 03.07.2007 tarih ve 2666-10117 s. ilamıyla; (...Davacı vekili, müvekkilinin uluslararası 25. sınıf içerisinde mütalaa edilen çok çeşitli ürünler ile giysilerin imalı, ithali, ihracı ve her çeşit ticaret ile iştigal etmekte olup, tanınmış 'RG 512&Şekil' ibareli markasının 10.07.1995 gününden beri menşe ülkesi Fransa`da tescilli olduğu gibi, 31.01.1997 gününde 25. sınıfa dahil emtialar için WIPO nezdinde uluslararası tescil başvurularının yapıldığını, bu başvuru listesinde Türkiye`nin de bulunması sebebiyle WIPO aracılığı ile TPE nezdinde yapılan başvuruların davalı Şendoğan Osmanoğlu adına 18.10.2001 gün ve 2001/21313 numara ile tescilli 'RG 512 & şekil' markası mesnet gösterilerek 556 S. KHK`nun 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiğini, oysa davalının müvekkili markasını bire bir alma, iktibas yoluyla oluşturduğunu, davalı markasının gerek yazılış gerekse telaffuz açısından müvekkili markası ile bire bir aynı olduğunu, bu durumun 556 S. KHK`nun 7/1-b ve bendlerine aykırılık teşkil ettiği gibi, 8/1 (b) ve 8/IV. maddesine de muhalefet teşkil ettiği, davalının markayı 24, 25 ve 35. sınıf için tescil ettirdiğini, 24 ve 25.sınıfın tekstil ürünlerini düzenlemekte olup, birbirine çok yakın olduğunu, 35. sınıfın ise tekstil hizmetlerini kapsadığını, davalının müvekkilinin markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayacağını, markalar arasında iltibas tehlikesinin var olduğunu bu sebeple markanın bütün sınıflar için hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği gerekçeleriyle davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının haksız tecavüzünün tespiti ile önlenmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin tescilli markasının 'RG 512' davacının markasının ise '125 RG 512' biçiminde olup, markalarının birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının Türkiye`de tescilli olmadığı gibi rüçhan hakkının da düştüğünü, davacı markasının Türkiye`de 'tanınmış marka' statüsünde bulunmadığını, davacı ürünlerinin Türkiye`de satılmadığını, bu sebeple iltibas teşkil ettiğinden söz edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, tarafların markalarının birbirine çok benzediği, bütünü itibarıyla bıraktığı etki dikkate alındığında markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması sebebiyle genel görünüme etkisi az olan sair unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ilişkin olup, olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu sebeple iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan RG 512 ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı sebebiyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu sebeple davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği, ancak tescilli markanın kullanımının haksız rekabet yaratmayacağı gerekçesiyle, davalı adına 2001 21313 no ile tescilli RG 512 + şekil markasının hükümsüzlüğüne, diğer taleplerin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm faturası özetinin gazete ile ilamına karar verilmiştir.

Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, davalı adına TPE nezdinde tescilli 'RG 512 & şekil' ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Mahkemece tekstil sektöründe faaliyet gösteren davalının varlığından haberdar olması gereken davacıya ilişkin yurt dışında menşe ülkesinde ve bir çok ülkede tescilli markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerini kötü niyetle tescil ettirmesi sebebiyle davalı tescilinin 556 s. KHK`nin 35. maddesine dayalı olarak hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Hükümsüzlük hallerinin düzenlendiği 556 s. KHK`nin 42. maddesinde, aynı KHK`nin 35. maddesine göre marka tescil başvurusu veya tescilin kötü niyetle yapıldığı takdirde markanın hükümsüz sayılacağına ait bir hüküm bulunmamaktadır. Bu bakımdan, yalnızca KHK`nin 35. maddesine dayalı olarak kötü niyetli tescilden dolayı hükümsüzlük kararı verilemez. Ancak, davacı hükümsüzlük nedeni olarak yurt dışında tescilli olan markasının tanınmışlığına da dayanmış ve davalının 2001 yılında yaptırdığı marka tescilinin bu sebeple de kötü niyetli tescil olduğunu ileri sürmüştür.

Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti, işaretlerin benzer olması nedeniyle, 556 s. KHK`nin 35. maddesi karşısında tanınmışlık iddiasının değerlendirilmesine gerek olmadığı yönünde görüş belirtmiş ise de, az öncede açıklandığı üzere anılan 35. maddede yazılı kötü niyet unsuru hükümsüzlük davasında göz önüne alınamaz. Öte yandan, bilirkişi raporunda atıfta bulunulan Dairemizin 19.04.2002 gün ve 2001/9903 E, 2002/3699 K. s. 'ALVARADO' kararında da, Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6. maddesine dayalı olarak tanınmış markanın aynısını tescil ettiren davalının TTK.nun 20/2, MK.nun 2. maddesi hükümleri karşısında kötü niyetli sayılması gerekeceği belirtilmiş olup, 556 s. KHK`nin 35. maddesine dayalı bir gerekçeye yer verilmiş değildir. Bu halde mahkemece, HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davacı iddiasının hukuki tavsifi yapılarak, davacının Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6. maddesine dayalı tanınmışlık iddiası üzerinde durulması ve bu iddia çerçevesinde yurt dışında tescilli olan davacı markasının benzerini Türkiye`de tescil ettiren davalının hukuki durumunun tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan sebeple davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmi