İnsanlar avukatlarına sordukları sorunun tek ve kesin bir cevabı olması gerektiğini düşünseler de aslında hukuk alanında oldukça canlı bir tartışma ortamı vardır. Gerçekten biz hukukçular her hangi bir uyuşmazlığı o uyuşmazlığa uygulanacak kuralın hangisi olduğundan, yasanın konuluş amacına, hakkaniyet ilkesinden toplumun sosyal ve ekonomik yapısına, başka ülkelerdeki uygulamalardan önceki kazai içtihatlara kadar onlarca farklı noktadan ele alıp tartışabiliriz. Bu nedenle bir ihtilafın iki tarafı da tezlerini inançla savunacak avukatlar bulmakta zorluk çekmezler.  


           Öte yandan bir avukatlık bürosunun web sitesi hukuk alanında teorik tartışmalar yapmak için uygun bir mecra da oluşturmaz. Bu nedenle web sitemizde mümkün olduğunca teorik tartışmalara girmeden güncel hukuki konularla ilgili görüşlerimizi açıklamayı bu arada ilginç bulduğumuz meselelerle çok rastlanan  bazı davalar hakkında ziyaretçilerimize genel nitelikte bilgiler vermeyi amaçladık. Buradaki açıklamaların soyut ve genel nitelikte olduğunu, somut hukuki sorunlarınıza cevap oluşturmadığı gibi sık güncellenmediğinden değişen mevzuata da uygun (güncel) olmayabileceğini, hukuki sorunlarınız hakkında bilgi edinmenin en doğru yolunun bir avukatla yüz yüze görüşmek olduğunu lütfen hatırınızda bulundurunuz.   

 

            Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2007 yılında Türkiye’de hukuk mahkemelerinde açılan toplam dava sayısı 1.577.297 adettir (*). Bu davaların 1.098.018 adedini hasımlı davalar, 479.279 adedini ise hasımsız davalar oluşturmaktadır.

 

            Aşağıdaki tabloda da  (Tablo 1) görülebileceği üzere, 2007 yılında açılan 1.098.018 adet hasımlı davanın;

 

166.271 adedini, boşanma davaları

110.274 adedini, alacak davaları,

 90.477 adedini, tazminat davaları,

 79.057 adedini, kadastro tespitine itiraz davaları

 61.052 adedini, İtirazın İptali davaları

 41.106  adedini, nüfus davaları

 38.763 adedini, tapu İptali ve tesçil davaları

 37.291 adedini, tahliye (kira) davaları

 32.968 adedini, kamulaştırma davaları,

 29.434 adedini, tespit davaları

 20.710 adedini, müdahalenin meni-muarazanın men’i davaları

 20.183 adedini, nafaka davaları

 17.852 adedini, menfi tespit davaları,

 13.299 adedini, iş davaları

   8.710 adedini, tanıma ve tenfiz davaları oluşturmaktadır.

 

            2007 yılında açılan 479.279 adet hasımsız davada ise Tablo 2 de de görülebileceği üzere ilk üç sırayı;

373.534 adetle veraset,

  54.887 adetle vasi tayini,

    8.838 adedini ise çek-senet-kıymetli evrak iptali-zayii
talepleri oluşturmaktadır.

 

            Biz de web sitemizde en sık rastlanan dava türleri olan bu davalar hakkında ziyaretçilerimizi bilgilendirmeye çalışacağız.
             Faydalı olması dileğiyle,

 

Demirbaş Avukatlık Bürosu, Bursa

 

demirbas@demirbas.av.tr 

 TABLO: 1

Yüzde Oranı Dava Adedi Dava Türü
15,1% 166.271 Boşanma Davaları
10,0% 110.274 Alacak Davaları
8,2% 90.477 Tazminat Davaları
7,1% 79.057 Kadastro Tespitine İtiraz Davaları
5,5% 61.052 İtirazın İptali Davaları
3,7% 41.106 Nüfus Davaları
3,5% 38.763 Tapu İptali ve Tescil Davaları
3,3% 37.291 Tahliye (Kira) Davaları
3,0% 32.968 Kamulaştırma Davaları
2,6% 29.434 Tespit Davaları
1,8% 20.713 İzaleyi Şuyu Davaları
1,8% 20.710 Müdahalenin-Muarazanın Men'i Davaları
1,8% 20.183 Nafaka Davaları
1,6% 17.852 Menfi Tespit Davaları
1,2% 13.299 İş Davaları
0,7% 8.710 Tanıma ve Tenfiz Davaları

TABLO:2

Yüzde Oranı Dava Adedi Dava Türü 
77,9 373.534 Veraset Davaları
11,4 54.887 Vasi Tayini Davaları
2,2 10.838 Çek-Senet-Kıymetli Evrak İptali Davaları
 
 
 
 (*) Bu yazıda Türkiye İstatistik Kurumunun web sitesinde (www.tuik.gov.tr) yayınlanan “Dava Türüne Göre Hukuk Mahkemelerinde Açılan Dava Davacı Davalılar (defendants,plaintifs and cases filed at the civil courts by type of case ) başlıklı çalışmadan yararlanılmıştır.   

BOŞANMA DAVALARI
 

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma
Reddedilen önceki boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesinin gerekmesi

 

          T.C.
      YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
 
Esas: 2009/2-231
Karar: 2009/286
Tarih: 24.06.2009
 
ÖZET: Uyuşmazlık; davanın, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine mi, yoksa eylemli ayrılık hukuki sebebine göre mi çözümlenmesi gerektiği noktasında olup; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, sözü edilen boşanma sebeplerine ait kanuni düzenlemenin açıklanmasında yarar vardır. Burada önemle vurgulanmalıdır ki, reddedilen önceki boşanma davasının kesinleşmiş olması, dava şartıdır. İşte bu nedenledir ki, mahkemece kendiliğinden araştırılmak ve gözetilmek zorunluluğu vardır. Yerel Mahkemece, istemin evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olduğu gözetilerek, delillerin Türk Medeni Yasasının 166/1 ve 2. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı teşhis ve değerlendirme sonucu, koşulları da oluşmadığı halde; talebin, eylemli ayrılık hukuki sebebine dayalı olduğu kabul edilmek suretiyle Türk Medeni Yasasının 166/son maddesi uyarınca davanın kabulüne dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
 
 (1086 sayılı HUMK. m. 389, 390, 429) (4721 sayılı MK. m. 166)
 
KARAR METNİ:
YARGITAY İLAMI
 
Taraflar arasındaki "Boşanma, nafaka ve tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 4. Aile Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 16.05.2006 tarih ve 2003/341 E- 2006/471 K. s. kararın tetkiki taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.07.2008 tarih ve 2007/10977-2008/9725 s. ilamiyle; "...Dava, Türk Medeni Yasasının 166/1. maddesinde yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanmakta olup, aynı kanunun 166/son maddesine dayanan bir dava bulunmadığı halde, delillerin Türk Medeni Yasasının 166/1 ve 2. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken gerekçeye de aykırı biçimde Türk Medeni Yasasının 166/son maddesi uyarınca boşanma kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
 
TEMYİZ EDEN: Taraf vekilleri
 
HUKUK GENEL KURULU KARARI
 
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
 
Dava boşanma, karşı dava ise nafaka, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
 
Davacı vekili; yerleşmek amacıyla 1984 yılında Amerika'ya giden müvekkilinin, 1990 yılında Türkiye'ye gelerek davalı ile evlendiğini ve iki yıl Türkiye'de kaldığını, bu süre içerisinde taraflar arasında baş gösteren geçimsizlik sebebiyle davalı tarafça müvekkili aleyhine açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiğini, Amerika'ya dönen müvekkilinin on bir yıl aradan sonra Türkiye'ye geldiğini ve nüfus kayıtlarına göre hala evli olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine davalı eşin boşanma davasından sonradan feragat ettiğini müvekkiline söylediğini, belirtilen sebeplerle evliliğin telafisi mümkün olamayacak biçimde temelinden sarsılmış olması sebebiyle boşanma davası açma zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, tarafların şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanmalarına ve müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
 
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davacı aleyhine daha önce açılan boşanma davasının kabulüne karar verilmesinden sonra, temyiz süresi içinde müvekkilinin feragati sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasında ortak yaşamı çekilmez hale getirecek bir durumun bulunmadığını ve bu sebeple şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılan boşanma davasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş; ilgisiz ve duyarsız tavırlarıyla kusurlu olduğunu ileri sürdüğü davacıdan maddi ve manevi tazminat ile müvekkili ve müşterek çocuk için nafaka talebinde bulunmuştur.
 
Mahkemece; davacının istemi, eylemli ayrılık nedenine dayalı boşanma olarak kabul edilmek suretiyle ve "taraflar arasında görülüp kesinleşen ve davalının feragati sebebiyle reddedilen önceki boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren ortak hayatın yeniden kurulamadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle "davanın kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına" dair verilen karar, Özel Dairece yukarda yazılı sebeple bozulmuştur.
 
Görüldüğü üzere, Yerel mahkemece davanın, 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 166/son fıkrası hükmüne göre "Eylemli ayrılık sebebiyle boşanma davası" olarak nitelendirilmesine karşın; Özel Dairece, 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. ve 2. fıkraları gereğince "Evlilik birliğinin temelinden sarsılması" nedenine dayalı olduğu kabul edilmiştir.
 
Direnme ve bozma kararlarının kapsam ve içerikleri itibariyle uyuşmazlık; davanın, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine mi, yoksa eylemli ayrılık hukuki sebebine göre mi çözümlenmesi gerektiği noktasında olup; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, sözü edilen boşanma sebeplerine ait kanuni düzenlemenin açıklanmasında yarar vardır:
 
4721 s. Türk Medeni Yasası hükümlerine göre genel boşanma sebepleri aynı Yasanın 166. maddesinde düzenlenmiş olup; anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarında nisbi boşanma nedeni olan Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma, dördüncü fıkrasında ise mutlak boşanma nedeni olan Eylemli ayrılık nedeniyle boşanma hükümleri yer almaktadır.
 
4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davasında, gerçekleşen maddi olayla evlilik birliğinin sarsılmış olduğu ve bu maddi olaya rağmen ortak yaşamın çekilmez hale geldiğinin iddia ve ispat edilmesi, öncelikli koşuldur.
 
Öte yandan, eylemli ayrılığa dayalı boşanmada olduğu gibi mutlak boşanma sebeplerinde ise, evlilik birliği temelinden sarsılmış olduğu gibi artık böyle bir birlikte yaşamanın taraflardan beklenemeyeceği kural olduğu için, yalnızca boşanma sebebini oluşturan maddi olayın gerçekleşmesi ve bu maddi olayın kanıtlanması boşanma kararı verilmesi için yeterlidir.
 
Bu noktada, 4721 s. Türk Medeni Yasasının 166. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, eylemli ayrılığa dayalı boşanma davası açılabilmesi ve giderek, bu madde hükmüne göre boşanma kararı verilebilmesi için; taraflardan biri tarafından açılıp reddedilmiş bir boşanma davasının bulunması, ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın kurulamamış olması ve eylemli ayrılık sebebiyle boşanma davasının, ret kararının kesinleşmesinden üç yıl geçtikten sonra açılması gerekir.
 
Burada önemle vurgulanmalıdır ki, reddedilen önceki boşanma davasının kesinleşmiş olması, dava şartıdır. İşte bu nedenledir ki, mahkemece kendiliğinden araştırılmak ve gözetilmek zorunluluğu vardır.
 
Somut olayda, direnme kararına gerekçe yapılan ve davalı kadın tarafından davacı koca aleyhine açılan ilk boşanma davası, 18.12.1990 günlü kararla mahkemece kabul edilmiştir. Ne var ki, boşanmaya dair bu kararın kesinleşmesinden önce, davacı kadının davadan feragati sebebiyle Mahkeme, 01.05.1991 tarihli ek kararı oluşturarak, "18.12.1990 günlü boşanma kararının kaldırılmasına ve feragat sebebiyle davanın reddine" dair hüküm kurmuş; eldeki davada mahkemece, feragat dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü suretiyle dosyanın temyiz incelemesi için resen gönderildiği Özel Daire, "boşanma davasının reddine dair verilen ek kararın temyiz edilmeksizin 18.07.1991 gününde kesinleşmiş olduğu" gerekçesiyle dosyayı mahkemesine iade etmiş ve nihayet davanın reddine dair ek karara, hükmün 18.07.1991 gününde kesinleştiğine dair Yerel mahkemece şerh verilmiştir.
 
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 389. ve 390. maddelerine göre, hakim hükmünü verdikten sonra o davadan elini çekmiş olur. Bir davanın yargılaması bittikten sonra verilen hüküm, taraflardan birinin temyizi üzerine bozulmadıkça, her ne nedenle olursa olsun, hakimin o davaya yeniden bakması ve verdiği hükümü değiştirmesi olanaklı değildir.
 
Taraflar arasında daha önce görülen boşanma davasında, davanın kabulüne dair verilmiş bulunan 18.12.1990 günlü gerekçeli karar, hukuki mahiyeti itibariyle davaya son veren, hakimin işten elini çekmesini gerektiren nihai bir karardır.
 
O halde; bu karar usulen temyiz merciince bozulmadan, mahkemece ortadan kaldırılarak başka bir karar verilemeyeceğine göre; temyiz süresi içinde o davanın davacısı tarafından feragat dilekçesi verilmesi üzerine, boşanmaya ait ilk kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine dair verilen 01.05.1991 günlü ek karar yok hükmündedir. Böyle bir kararın kesinleşmesinden de söz edilemeyeceği, her türlü duraksamadan uzaktır.
 
Bu itibarla, taraflar arasında görülüp davanın kabulüyle sonuçlanan ve henüz kesinleşmemiş olan boşanma davasının, 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre, retle sonuçlanan ve kesinleşmiş bulunan bir dava anlamında olmadığı, dolayısıyla eylemli ayrılık nedeniyle boşanma davasına dayanak oluşturmadığı; bütün bu nedenlerle, eldeki davada istemin anılan madde çerçevesinde değerlendirilerek boşanma kararı verilemeyeceği, kuşkusuzdur.
 
Diğer yönden, dava dilekçesinin başlık kısmında şiddetli geçimsizlik yazıldığı, dilekçe içeriğinde ve sonuç kısmında evlilik birliğinin telafisi mümkün olmayacak biçimde sarsıldığı vurgulanarak, tarafların şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi talep ve dava edildiğine göre; davada, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır.
 
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, istemin evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olduğu gözetilerek, delillerin Türk Medeni Yasasının 166/1 ve 2. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı teşhis ve değerlendirme sonucu, koşulları da oluşmadığı halde; talebin, eylemli ayrılık hukuki sebebine dayalı olduğu kabul edilmek suretiyle Türk Medeni Yasasının 166/son maddesi uyarınca davanın kabulüne dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
 
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istem halinde peşin harcın iadesine, 24.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



 
İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu
28.04.2012 - 13:52
İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu başlıklı bir yazı "Tazminat Davaları" bölümüne eklendi. Demirbaş Hukuk Bürosu Bursa Avukat Hüseyin Demirbaş  

Trafik Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı
14.04.2012 - 12:22
 Trafik kazalarından doğan tazminat davalarında zamanaşımı sürelerini konu alan bir yazı Tazminat Davaları bölümüne eklendi. Demirbaş Hukuk Bürosu,Bursa,Avukat Hü ...

Trafik Kazası Tazminat Davaları
07.04.2012 - 20:54
 Trafik kazalarından doğan tazminat davalarını konu alan Trafik Kazaları Tazminat Davası başlıklı yazı " Tazminat Davaları " bölümüne eklendi. Demirbaş Hukuk Bü ...

Boşanma Davaları
18.02.2012 - 15:38
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davaları (TMK Md. 166/1-2)  ile eylemli ayrılık nedeniyle boşanma davalarını (TMK Md. 166/son) karşılaştıran bir Ya ...

Şike Cezalarında İndirim
10.12.2011 - 15:19
Şike ve teşvik primi gibi maç sonucunu etkilemeye yönelik suçlara verilecek cezaların indirilmesine dair kanun değişikliği hakkındaki bir yazı spor hukuku başlıklı bö ...

Boşanma,Yoksulluk Nafakası
01.12.2011 - 13:27
Boşanma,boşanmada yoksulluk nafakası,şartları,kadının üzerine kayıtlı mal varlığı ve banka mevduatı bulunmasının nafaka talebine etkisi konularında bir Yargıtay kararı eklendi. Demirbaş Hukuk ...

Boşanma,Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
21.11.2011 - 11:36
Boşanma,boşanmada maddi ve manevi tazminat,boşanmada ikinci derece kusur,uzun zaman önceki,kusurlu eylemler konularına değinen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas:2005/2-729, K.2005/705 say ...

Katkı Alacağı Davası,Anlaşmalı Boşanma,Boşanma Protokolü,Mahkeme İçi İkrar
16.11.2011 - 10:42
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E:2010/2-96,K:2010/106, T:24.02.2010 tarihli kararı  eklendi. Demirbaş Avukatlık Bürosu,Bursa

Tüik 2010 Yılı Evlenme ve Boşanma İstatistikleri
11.11.2011 - 16:08
Tüik 2010 Yılı Evlenme ve Boşanma İstatisitiklerine ilişkin yazı boşanma davaları bölümüne eklendi. Demirbaş Avukatlık Bürosu - Bursa

Patent Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller
22.10.2011 - 14:50
Patent Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller başlıklı yazı Patent/Faydalı Model Davaları bölümüne eklendi.  Demirbaş Avukatlık Bürosu - Bursa

Patent Hakkı Sahibinin Açabileceği Davalar
22.10.2011 - 14:31
Patent Hakkı Sahibinin Hukuk Mahkemelerinde Açabileceği Davalar ve Talepleri başlıklı yazı Patent/Faydalı Model Davaları bölümüne eklendi. Demirbaş Hukuk Bürosu - Bursa

Marka Hakkını İhlal Suçlarını İşleyenlere Verilecek Cezalar
19.09.2011 - 10:15
Marka Hakkını İhlal Suçlarını İşleyenlere Verilecek Cezalar başlıklı yazı Marka Davaları bölümüne eklendi. Demirbaş Hukuk Bürosu - Bursa

Anlaşmalı Boşanma Davası: Sık Sorulan Sorular
17.08.2011 - 18:48
Anlaşmalı boşanma davası hakkında sık sorulan sorular ve cevapları " Boşanma Davaları " bölümüne eklendi.  Avukat Hüseyin Demirbaş Demirbaş Hukuk Bür ...

Boşanmada Mal Paylaşımı
15.07.2011 - 12:25
Boşanmada mal paylaşımı davaları ile ilgili bir Hukuk Genel Kurulu Kararı boşanma davaları bölümüne eklendi. Demirbaş Avukatlık Bürosu Avukat Meral Demirbaş

Boşanma Davası: Eşlerin Sadakat Yükümlülüğü
13.05.2011 - 10:55
Eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü boşanma davası açıldıktan sonra da devam eder mi ? Bu konuya ilişkin bir yazı ve iki adet HGK kararı ana sayfaya eklendi Dem ...

Boşanma Davası: Velayet Nafaka
23.04.2011 - 13:50
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Boşanmada velayet ve yoksulluk nafakasına ilişkin son kararlarından biri " Boşanma Davaları " bölümüne eklendi.   Demirbaş Hukuk B ...

Sendika Yetki Tespiti İtiraz
04.04.2011 - 16:28
Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin Esas:2010/7567, K:2010/5638 sayılı kararı İş Davaları bölümüne eklendi. Demirbaş Avukatlık Bürosu, Bursa

İş Hukuku Yargıtay Kararı: Esnaf ve Sanatkar Faaliyeti Kapsamında Kalan İşyeri
27.01.2011 - 15:18
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Esas: 2008/43998, K:2010/39187 sayılı, 21.12.2010 tarihli kararı eklendi. Demirbaş Avukatlık Bürosu , Bursa

Önalım Davası
29.12.2010 - 14:34
Şuf'a (Önalım) Davalarını konu edinen yazı " Gayrimenkul Davaları " başlıklı bölüme eklendi.  Demirbaş Hukuk Bürosu

Boşanma Davası : iştirak ve Yoksulluk Nafakası
10.12.2010 - 17:27
Boşanma davasında iştirak ve yoksulluk nafakasını konu edinen yazı " Boşanma Davaları " bölümüne eklendi.  Demirbaş Avukatlık Bürosu, Bursa  

Ulubatlı Hasan Bulvarı, No:36, Tüze İş Merkezi, Kat:10, 16230 Osmangazi / BURSA
Tel: 0 224 272 19 09 - 271 07 10 - 271 07 11 - Fax: 0 224 271 05 05
Reklam & Tanıtım & Tasarım
SBB Reklam